Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/990 K. sayılı kararında, iflas etmiş şirkete karşı açılan tüketici alacağı davasının, Tüketici Mahkemesi yerine Ticaret Mahkemesi'nde 'kayıt-kabul davası' olarak görülmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu kararın temelinde yatan, İcra ve İflas Kanunu'ndaki özel görev kuralının, Tüketici Kanunu'ndaki özel görev kuralına göre 'daha özel' veya 'öncelikli' kabul edilmesinin hukuki mantığı nedir?
Bu kararın hukuki mantığı, iflas hukukunun 'kolektif' (tüm alacaklıları ilgilendiren) ve 'tasfiye' odaklı niteliğinden kaynaklanmaktadır. Tüketici Kanunu'ndaki görev kuralı, bireysel bir tüketici ile satıcı arasındaki ilişkiyi düzenler. İcra ve İflas Kanunu'ndaki görev kuralı (İİK m. 235) ise, iflas masasına karşı ileri sürülen tüm alacakların tek bir merkezde (iflasa karar veren yerdeki Ticaret Mahkemesi) toplanmasını, alacaklılar arasında eşitliği sağlamayı ve tasfiye sürecini hızlandırmayı amaçlar. İflasın açılmasıyla birlikte, bireysel takip yolları durur ve tüm alacaklar bu kolektif tasfiye sürecine dahil olur. Bu nedenle, iflasa ilişkin görev kuralı, uyuşmazlığın bireysel niteliğinden (tüketici işlemi olmasından) daha özel ve öncelikli bir nitelik taşır ve tüm alacak iddialarını kendi yargı düzenine çeker. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/muflise-karsi-alacak-davasi/)