Bir paydaş, diğer paydaşlar arasında fiili taksim olduğunu gösteren ve adi senet şeklinde düzenlenen bir belgeye dayanarak önalım davasının reddini talep etmiştir. Davacı ise bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. Bu durumda önalım davasına bakan mahkeme, HMK m. 208 ve m. 211 uyarınca nasıl bir usul izlemelidir ve bu sahtelik iddiasının sonucu davayı nasıl etkiler?
Önalım davasına bakan mahkeme, öncelikle sahtelik iddiasını bir ön sorun olarak ele almalıdır. Adi senet söz konusu olduğu için, HMK m. 208/3 uyarınca bu iddia aynı mahkemede incelenebilir. Mahkeme, HMK m. 211'de belirtilen sırayı izleyerek; önce imzayı inkâr eden davacıyı isticvap etmeli, huzurda yazı ve imza örneği almalı, bir kanaate varamazsa mukayeseye elverişli imza asıllarını getirtip bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu inceleme sonucunda; 1) İmzanın davacıya ait olduğu (belgenin sahte olmadığı) anlaşılırsa, fiili taksim savunması geçerli kabul edilir ve önalım davası TMK m. 2'ye aykırılık nedeniyle reddedilir. 2) İmzanın davacıya ait olmadığı (belgenin sahte olduğu) anlaşılırsa, fiili taksim savunmasının dayanağı olan bu delil geçersiz hale gelir. Mahkeme, fiili taksimin başka delillerle ispatlanıp ispatlanamadığını araştırır, ispatlanamazsa önalım davasının kabulüne karar verir. (Kaynaklar: sen.av.tr/tr/makale/Fiili-Taksim-Halinde-Yasal-Onalİm-Hakkinin-Kullanilamamasi, barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-208-yazi-veya-imza-inkari.html)