HMK m. 95'in gerekçesinde, eski hâle getirme kurumunun sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki süreler için değil, 'medenî yargılamaya ilişkin diğer kanunlarda belirlenen kesin sürelerin kaçırılması hâlinde de' uygulanabileceği belirtilmiştir. Bu ifadeden yola çıkarak, İcra ve İflas Kanunu'nda (İİK) yer alan hak düşürücü bir sürenin elde olmayan bir nedenle kaçırılması durumunda, HMK m. 95'e dayanılarak eski hâle getirme talep edilebilir mi?
Bu konu doktrinde ve uygulamada tartışmalıdır, ancak genel eğilim talep edilemeyeceği yönündedir. HMK m. 95'in gerekçesi, medeni yargılamaya ilişkin diğer kanunları kapsadığını belirtse de, İcra ve İflas Kanunu kendine özgü, süratli ve takip hukuku prensiplerine dayalı bir kanundur. İİK'da, HMK'daki gibi genel bir 'eski hâle getirme' kurumu düzenlenmemiştir. Sadece bazı özel durumlar için 'gecikmiş itiraz' (İİK m. 65) gibi özel kurumlar öngörülmüştür. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, İİK'daki sürelerin kamu düzenine ilişkin, kesin ve hak düşürücü nitelikte olduğu ve bu kanunda özel olarak düzenlenmeyen hallerde HMK'daki genel eski hâle getirme kurumunun uygulanamayacağı yönündedir. Bunun temel nedeni, takip hukukunun gerektirdiği kesinlik, sürat ve alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin, genel bir eski hâle getirme kurumuyla bozulacağı endişesidir. Dolayısıyla, HMK m. 95'in gerekçesindeki ifade daha çok Aile Mahkemeleri Kanunu veya Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gibi maddi hukuka yakın usul hükümleri içeren kanunlar için geçerli olup, İİK'nın kendine özgü yapısı nedeniyle bu kanundaki süreler için uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.