Bir sözleşmenin şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu durumlarda, taraflardan birinin bu geçersizliği bilerek karşı tarafı sözleşme yapmaya yöneltmesi ve sonradan bu geçersizliği kendi lehine ileri sürmesi, hangi hukuki ilkeye aykırılık teşkil eder ve sonucu ne olur?
Bu davranış, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı'na ve bu kuralın özel bir görünümü olan 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'na (venire contra factum proprium - kendi eylemiyle çelişme yasağı) açıkça aykırılık teşkil eder. Bir kimsenin, kendisinin sebep olduğu bir geçersizliğe, daha sonra kendi menfaati için dayanması, hukuk düzeni tarafından korunmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir hakkın sırf başkasına zarar vermek veya dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanılması, hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu durumda mahkeme, şekle aykırılık nedeniyle sözleşmenin geçersizliği iddiasını, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirerek dikkate almayabilir ve sanki sözleşme geçerliymiş gibi sonuç doğurmasına karar verebilir. Özellikle, tarafların edimlerini büyük ölçüde ifa ettiği ve geçersizliği ileri sürmenin büyük bir adaletsizlik yaratacağı durumlarda, mahkemeler şekle aykırılık savunmasını dürüstlük kuralı süzgecinden geçirerek reddetme eğilimindedir.