TCK m. 117/2'de düzenlenen, kişinin çaresizliğinden yararlanarak onu insan onuruyla bağdaşmayacak koşullarda çalıştırma suçu ile TCK m. 94'te düzenlenen 'işkence' suçu arasındaki ayrım nasıl yapılmalıdır? Bir işçinin, borçları nedeniyle işverene bağımlı olması ve çok kötü koşullarda, uzun saatler boyunca, dinlenmesine izin verilmeden çalıştırılması hangi suç kapsamına girer?
İki suç arasındaki temel ayrım, eylemin amacı ve sistematik niteliğindedir. TCK m. 94'teki işkence suçu, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışların 'sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde' işlenmesini gerektirir. İşkencede amaç, genellikle bilgi almak, cezalandırmak veya yıldırmaktır. TCK m. 117/2'de ise temel amaç, mağdurun çaresizliğinden faydalanarak 'ekonomik sömürü' sağlamaktır. Sorudaki örnekte, failin temel amacı ekonomik çıkar elde etmektir. Mağdurun maruz kaldığı kötü muamele (uzun saatler, dinlenememe), bu ekonomik sömürünün bir aracıdır. Eğer bu kötü muamele, işkence suçunun gerektirdiği gibi sistematik bir acı çektirme ve aşağılama boyutuna ulaşırsa (örneğin, düzenli olarak dövülüyor, kilit altında tutuluyor, küçük düşürücü eylemlere maruz bırakılıyorsa), TCK m. 94'teki işkence suçu veya TCK m. 96'daki eziyet suçu gündeme gelebilir ve TCK m. 117 ile fikri içtima (TCK m. 44) kuralları uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Ancak eylem sadece ağır çalışma koşulları ve ekonomik sömürü ile sınırlı kalıyorsa, fiil TCK m. 117/2 kapsamında değerlendirilmelidir.