İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunda (TCK m. 117), mağdurun engellenen 'iş ve çalışma'sının mutlaka yasal ve ruhsatlı bir faaliyet olması gerekir mi? Örneğin, ruhsatsız bir seyyar satıcının satış yapmasının engellenmesi bu suçu oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #128469

Bu konu doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, genel kabul, engellenen faaliyetin hukuka uygun bir zeminde olması gerektiği yönündedir. TCK m. 117, Anayasa ile güvence altına alınmış olan yasal çalışma hakkını ve özgürlüğünü korumaktadır. Bir faaliyetin kendisi zaten yasa dışı veya idari bir izne tabi olup da bu izin alınmamışsa, o faaliyetin icrası hukuken korunan bir 'hak' veya 'hürriyet' kapsamında değerlendirilemez. Örneğin, ruhsatsız seyyar satıcılık yapmak, belediye mevzuatına göre bir kabahat veya yasak bir fiil ise, bu kişinin bu yasağa aykırı faaliyetini sürdürmesi hukuken korunmaz. Dolayısıyla, bu yasa dışı faaliyete bir başkasının cebir veya tehditle engel olması, hukuken korunan bir hakkı ihlal etmediği için TCK m. 117'deki suçu oluşturmaz. Ancak, engelleme sırasında kullanılan cebir veya tehdit, başlı başına yaralama (TCK m. 86) veya tehdit (TCK m. 106) suçlarını oluşturuyorsa, fail bu suçlardan ayrıca sorumlu tutulur.