Bir toplumsal olay sırasında, bekçinin veya polisin, silahsız ve saldırısız bir şekilde gösteriye katılan bir bireye karşı zor kullanması, 'hukuk devleti' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmelidir?
Bu durum, 'hukuk devleti' ilkesinin açık bir ihlali olarak değerlendirilmelidir. Metinde bu konu, 'bireyin toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılması veya herhangi bir nedenle sokakta ... bulunup dolaşması kolluğa ... silahsız ve saldırısız şekilde bulunan o bireye karşı zor kullanma yetkisi tanımaz. Hele bu yetki, silahlı güç kullanımı şekline hiç dönüşemez.' şeklinde net bir şekilde ifade edilmiştir. Hukuk devletinde, kolluğun zor kullanma yetkisi, meşru bir amaca (suçu önleme, direnişi kırma, saldırıyı defetme) yönelik ve bu amaçla sınırlı, gerekli ve orantılı olmalıdır. Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını barışçıl bir şekilde kullanan bir bireye karşı, ortada bir suç, saldırı veya direniş yokken zor kullanılması, keyfi bir güç kullanımıdır ve hem TCK m. 256'ya (Zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması) hem de temel hak ve hürriyetlerin ihlaline yol açar. Metnin belirttiği gibi, 'Toplumsal olayların sertlikle önlenebileceğine dair anlayışın demokratik hukuk toplumunda yeri olamaz.'