HMK m. 208/1'e göre, bir tarafın kendisine izafe edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkar etmesi halinde 'sahtelik iddiasında bulunması' zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluğun amacı nedir ve taraf bu iddiada bulunmazsa ne olur?
Bu zorunluluğun temel amacı, yargılamada delil olarak sunulan belgelerin ispat gücü konusunda bir belirsizlik yaşanmasını önlemek ve süreci netleştirmektir. Bir belgeye karşı yapılan savunma, belgenin içeriğinin doğru olmadığı yönünde mi, yoksa belgenin bizatihi sahte olduğu (imzanın veya yazının o kişiye ait olmadığı) yönünde mi olduğunun açıkça ortaya konulmasını sağlar. HMK m. 208/1, tarafın imza veya yazıyı inkar etmek istiyorsa, bunu basit bir 'bana ait değildir' beyanıyla değil, daha ciddi ve sonuçları olan bir 'sahtelik iddiası' olarak ileri sürmesini istemektedir. Eğer taraf, bu şekilde açık bir sahtelik iddiasında bulunmazsa, kanun bir karine kabul eder ve 'belge, aleyhine delil olarak kullanılır.' Yani, suskun kalması veya sadece içeriğe itiraz edip imza/yazı hakkında net bir sahtelik iddiası ileri sürmemesi halinde, belgedeki imza ve yazının kendisine ait olduğunu kabul etmiş sayılır.