Bir kamu kurumu olan belediyenin, arsa tahsis edeceği yönünde bir beklenti yaratarak vatandaştan para toplaması ancak sonrasında bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda, vatandaşın açacağı tazminat davasında tazminat miktarının belirlenmesinde 'denkleştirici adalet ilkesi' ile 'güven sorumluluğu' arasında nasıl bir fark ortaya çıkmaktadır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında bu iki kavram nasıl tartışılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #128137

Bu iki kavram, tazminatın hesaplanmasında farklı sonuçlar doğurur. 1. **Denkleştirici Adalet İlkesi:** Bu ilke, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır. Geçersiz bir sözleşme nedeniyle bir taraftan diğerine geçen paranın iadesi söz konusu olduğunda, paranın verildiği tarihteki alım gücü ile iade tarihindeki alım gücü arasındaki farkın enflasyon, altın, döviz gibi ekonomik göstergelerle güncellenerek iade edilmesini ifade eder. Amaç, sadece verilen paranın nominal değerini değil, onun güncellenmiş reel değerini iade ederek adaleti sağlamaktır. Bu ilke, geçersiz sözleşmelerde uygulanır ve iadenin temelini 'ödenen bedel' oluşturur. 2. **Güven Sorumluluğu (Culpa in Contrahendo):** Bu ilke ise, bir kişinin (özellikle bir kamu kurumunun) kendi davranışlarıyla karşı tarafta haklı bir beklenti ve güven oluşturması, karşı tarafın da bu güvene dayanarak bir işlem yapması ve sonuçta zarara uğraması durumunda ortaya çıkar. Burada tazminatın temelini, yerine getirilmeyen edimin kendisi, yani 'ifanın imkansız hale geldiği andaki değeri' oluşturur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1517 E. sayılı kararında bu iki kavram tartışılmıştır. Özel Daire, belediyenin güven aşıladığını ve bu nedenle ifanın imkansızlaştığı tarihteki 'arsanın rayiç değerinin' ödenmesi gerektiğini savunarak 'güven sorumluluğu' ilkesine dayanmıştır. Yerel Mahkeme ve Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğu ise, ortada geçerli bir arsa tahsis kararı veya ilanı bulunmadığından geçerli bir sözleşmenin veya haklı bir beklentinin oluşmadığını, bu nedenle sadece ödenen paranın 'denkleştirici adalet' ilkesine göre güncellenerek iadesinin gerektiğini belirterek 'sebepsiz zenginleşme' kurumunu esas almıştır. Uyuşmazlığın temelinde, belediyenin eylemlerinin haklı bir güven oluşturup oluşturmadığı ve dolayısıyla hangi tazminat hesaplama yönteminin uygulanacağı yatmaktadır.