Bir arabulucunun, hakkında açılan ceza davası nedeniyle 'terörle irtibatlı veya iltisaklı' olduğu gerekçesiyle sicilden kaydının silinmesine ilişkin idari işleme karşı açtığı iptal davasında, sonradan ceza davasından beraat etmesi, idari yargılamayı nasıl etkiler?
Bu durum, idari işlemin temel dayanağını ortadan kaldırır. Anayasa Mahkemesi'nin Şükran Dağ Cabir kararında da bu mantık esastır. İdari işlemin tek gerekçesi derdest bir ceza davası iken, bu davanın beraatle sonuçlanması, idarenin 'irtibat ve iltisak' varsayımının somut bir dayanaktan yoksun olduğunu gösterir. İdari yargı yerinin, bu yeni hukuki durumu (kesinleşmiş beraat kararı) dikkate alarak, sicilden silme işleminin hukuka aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi gerekir. Beraat kararı, işlemin yapıldığı andaki şüpheyi ortadan kaldıran ve işlemin haksızlığını kanıtlayan en önemli delil haline gelir. (Kaynak: arabulucular-sicilinden-silinme/)