Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 18.05.2023 tarihli kararında, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen uyuşturucu madde delil olarak dışlandığında, geriye kalan tek delil olan tanık beyanının mahkumiyet için neden yetersiz görüldüğünü 'çelişmeli yargılama' ve 'yüz yüzelik' ilkeleri açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #126896

Kararda, mahkumiyet için dayanak alınan tanığın sadece soruşturma aşamasında (hem de müdafiisiz) ifade verdiği, kovuşturma aşamasında ise mahkeme huzurunda dinlenmediği belirtilmektedir. Bu durum, 'çelişmeli yargılama' ve 'yüz yüzelik' ilkelerini ihlal eder. Çünkü sanık ve müdafii, aleyhine ifade veren tanıkla mahkeme salonunda yüzleşme, onun beyanlarının doğruluğunu ve güvenilirliğini test etme ve ona doğrudan soru yöneltme (CMK m. 201) imkanından mahrum kalmıştır. Delillerin doğrudan doğruya mahkeme önünde tartışılmadığı ve tek delilin bu şekilde dolaylı olarak elde edildiği bir durumda, mahkumiyet için gereken 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' standardına ulaşılamaz. Bu nedenle tanık beyanı tek başına mahkumiyete yeterli görülmemiştir. (Kaynak: gorusme-tutanagina-dayanilarak-yapilan-arama)