Anayasa Mahkemesi'nin Şükran Dağ Cabir başvurusunda, başvurucunun terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu iddiasının temel dayanağı neydi ve Mahkeme bu dayanağı neden 'ölçüsüz' bir müdahale için yetersiz bulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #126737

Başvurucunun terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu iddiasının temel ve tek dayanağı, hakkında 'terör örgütüne üye olma' suçundan açılmış ve henüz kesinleşmemiş bir kamu davasının bulunmasıydı. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin başka hiçbir somut olgu, eylem veya vakıaya dayanmaksızın, sadece derdest bir ceza davasının varlığını 'irtibat ve iltisak' için yeterli görmesini eleştirmiştir. Mahkeme, bu durumun masumiyet karinesine aykırı olduğunu ve kamusal makamlardan beklenen 'ikna edici nitelikte gerekçe ortaya koyma' yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirtmiştir. Sonradan beraatle sonuçlanan bir ceza davasına dayanarak kişinin mesleki hayatına bu denli ağır bir müdahalede bulunulmasının (arabuluculuktan men), OHAL koşullarında dahi 'durumun gerektirdiği ölçüde' bir tedbir sayılamayacağına ve keyfî olduğuna karar vermiştir. (Kaynak: arabulucular-sicilinden-silinme/)