YHGK'nın 2017/1751 K. sayılı kararındaki olayda, davalı işverenin 'her iki şirketin de sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri aynıdır' şeklindeki savunması neden hukuken geçerli bir argüman olarak kabul edilmemiştir?
Bu savunma, 'tüzel kişilik perdesinin' ardına sığınma veya 'organik bağ' iddiası olarak değerlendirilebilir. Ancak iş hukuku uygulamasında, her tüzel kişilik (şirket) ayrı bir işveren olarak kabul edilir. Sahiplerinin veya yöneticilerinin aynı olması, iki ayrı şirketi tek bir işveren yapmaz. İşçi, iş sözleşmesini (A) şirketi ile kurmuştur ve hukuki muhatabı bu şirkettir. İşverenin, işçiyi farklı bir tüzel kişilik olan (B) şirketinde çalıştırmak istemesi, hukuken işverenin değiştirilmesi anlamına gelir ve bu da iş sözleşmesinin devridir (TBK m. 429). İş sözleşmesinin devri ise mutlak surette işçinin rızasına bağlıdır. Bu nedenle Yargıtay, şirketler arasındaki organik bağ iddiasını, işçinin rızasını gerektiren bu temel kuralı ortadan kaldıran bir gerekçe olarak kabul etmemiştir. (Kaynak: is-sozlesmesinin-devrinde-iscinin-rizasi)