Şükran Dağ Cabir kararında Anayasa Mahkemesi, başvurucunun arabulucular sicilinden silinmesi işlemini neden 'durumun gerektirdiği ölçüde' bulmamış ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır? Karardaki temel gerekçeyi açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararındaki temel gerekçe, idari ve yargısal kararlarda başvurucunun terör örgütleriyle irtibatlı ya da iltisaklı olduğuna dair 'objektif ve ikna edici nitelikte gerekçelerin ortaya konulamamış' olmasıdır. Derece mahkemeleri, sadece başvurucu hakkında devam eden bir ceza yargılamasının varlığını, irtibat ve iltisak için yeterli görmüştür. Kararlarda, başvurucunun somut bir eylemine, bir vakıaya veya olguya yer verilmemiştir. AYM'ye göre, başkaca somut olgularla desteklenmeyen bir ceza kovuşturmasının varlığına dayanarak ağır sonuçlar doğuran bir işlem tesis edilmesi, kamusal makamlardan beklenen 'ilgili ve yeterli gerekçe' sunma yükümlülüğüne aykırıdır. Sonradan başvurucunun bu davadan beraat etmesi de bu gerekçenin dayanaksızlığını ortaya koymuştur. Bu nedenle tedbirin keyfî olduğu ve durumun gerektirdiği ölçüyü aştığı sonucuna varılmıştır. (Kaynak: arabulucular-sicilinden-silinme, AYM B. No: 2019/19839)