YHGK'nın 2017/1751 K. sayılı kararında, mahkemenin 'işyerinin kapanmasının olağan olduğu ve işverenin aynı şehir içinde başka bir iş teklif etmesinin kötü niyetli sayılamayacağı' yönündeki direnme gerekçesi neden kabul görmemiştir? Hukuki argümanı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #126324

Mahkemenin bu gerekçesi, olayın hukuki nitelendirmesini yanlış yaptığı için kabul görmemiştir. Uyuşmazlık, basit bir işyeri değişikliği veya çalışma koşullarında esaslı değişiklik değil, iki farklı tüzel kişilik arasında bir 'iş sözleşmesinin devri'dir. İş sözleşmesinin devri ise, işverenin iyi veya kötü niyetinden bağımsız olarak, mutlak surette işçinin rızasına tabidir (TBK m. 429). İşverenin niyetinin iyi olması veya teklif edilen yeni koşulların daha ağır olmaması, işçinin rıza verme zorunluluğu olduğu anlamına gelmez. Hukuki temel, sözleşme özgürlüğü ve işçinin kişisel çalışma ilişkisini hangi işverenle sürdüreceğini seçme hakkıdır. İşçi rıza göstermediği anda, devir teklifi geçersiz kalır ve iş ilişkisi işveren tarafından sonlandırılmış olur. Bu nedenle YHGK, mahkemenin iyi niyet ve çalışma koşullarının ağırlığı gibi unsurlara odaklanmasını hatalı bulmuş ve olayı doğru hukuki zemine (sözleşmenin devri ve rıza şartı) oturtarak karar vermiştir. (Kaynak: is-sozlesmesinin-devrinde-iscinin-rizasi)