Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2013/6705 sayılı kararında, gardiyan olan sanığın, oda hapsi cezası verilen katılana yönelik eylemleri (çırılçıplak soyup şınav çektirme, üzerine oturma, hortumla ıslatma, dövme) neden 'efrada kötü muamele' suçu değil de 'işkence' suçu olarak nitelendirilmiştir?
Bu nitelendirmenin temel sebebi, eylemlerin niteliği, çeşitliliği ve sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesidir. Efrada kötü muamele suçu (Askeri Ceza Kanunu), genellikle görevin veya disiplinin gerektirdiği sınırların aşıldığı, ancak işkence boyutuna varmayan fiilleri kapsar. Yargıtay'ın ilgili kararındaki eylemler ise, tek bir fiilden ibaret değildir. Çırılçıplak soyma, şınav çektirme, üzerine oturma, ıslatma ve dövme gibi birden çok ve farklı nitelikteki eylemin bir süreç içinde, sistematik olarak uygulanması, amacın sadece disiplini sağlamak veya ceza vermek değil, mağdurun onurunu kırmak, onu aşağılamak ve ona bedensel/ruhsal acı çektirmek olduğunu göstermektedir. Bu eylemlerin bir bütün olarak 'insan onuruyla bağdaşmayan' bir nitelik taşıması, fiili basit bir kötü muamele olmaktan çıkarıp, daha ağır bir suç olan işkence (TCK m. 94) suçuna dönüştürmüştür (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/iskence-sucu-cezasi-nedir.html).