TCK m. 95/3'e göre, işkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde cezanın 'kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre' belirlenmesi ne anlama gelir?
Bu ifade, hakime, kemik kırığının yarattığı sonucun ağırlığına göre ceza tayin etme konusunda bir takdir yetkisi tanımaktadır. Tüm kemik kırıkları aynı sonucu doğurmaz. Örneğin, el parmağındaki basit bir kırık ile omurgada veya kalça kemiğinde meydana gelen ve kişinin hareket kabiliyetini kalıcı olarak etkileyen, felce neden olan bir kırık, hayat fonksiyonları üzerinde aynı etkiye sahip değildir. Hakim, Adli Tıp Kurumu'ndan alacağı raporda belirtilen kırığın niteliğini, yerini, iyileşme sürecini ve mağdurun yaşamı üzerindeki kalıcı etkilerini (hareket, çalışma, yürüme gibi) dikkate alarak, kanunda öngörülen sekiz yıldan on beş yıla kadar olan ceza aralığı içinde, olayın vahametiyle orantılı bir ceza belirleyecektir. Bu, 'cezanın bireyselleştirilmesi' ilkesinin bir yansımasıdır (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/iskence-sucu-cezasi-nedir.html).