Bir kamu görevlisinin, görevi gereği gözaltına aldığı kişiye yönelik eylemlerinin hem TCK m. 256 (Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması) hem de TCK m. 94 (İşkence) suçlarını oluşturduğu iddia ediliyorsa, bu iki suç arasındaki ilişki nasıl değerlendirilmelidir?
Bu iki suç arasında 'sussidiarite (yardımcılık/ikincillik)' ilişkisi vardır. TCK m. 94'te düzenlenen işkence suçu, zor kullanma yetkisinin aşılması suçuna göre 'özel' ve daha ağır bir normdur. Zor kullanma yetkisinin aşılması, genellikle orantısız ve ani bir güç kullanımını ifade eder. Eğer kamu görevlisinin eylemi, sadece orantısız bir zor kullanma olmanın ötesine geçerek, sistematik, sürekli, insan onurunu hedef alan ve bedensel/ruhsal acı çektirme amacına yönelik bir nitelik kazanmışsa, fiil artık TCK m. 256 kapsamından çıkar ve daha özel ve ağır olan TCK m. 94'teki işkence suçunu oluşturur. Bu durumda faile, 'fikri içtima' kuralları gereği sadece cezası daha ağır olan işkence suçundan (TCK m. 94) ceza verilir; ayrıca TCK m. 256'dan ceza verilmez (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/iskence-sucu-cezasi-nedir.html).