Kasten yaralama suçunun (TCK m. 86) 'kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle' (m. 86/3-c) işlenmesi ile işkence suçunun (TCK m. 94) failinin 'kamu görevlisi' olması arasındaki temel fark nedir?
Bu iki durum arasındaki temel fark, 'sistematiklik ve süreklilik' unsurudur. Kasten yaralamanın TCK m. 86/3-c'deki nitelikli hali, kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kullanarak ani ve tek bir fiille veya kısa süreli bir olayda yaralama eylemini gerçekleştirmesidir. Örneğin, bir polis memurunun sorguladığı şüpheliye tek bir tokat atması bu kapsamdadır. İşkence suçu (TCK m. 94) ise, failin kamu görevlisi olmasını bir 'suçun temel unsuru' olarak arar ve eylemin insan onurunu hedef alan, sistematik ve belli bir süreç içinde tekrarlanan davranışlardan oluşmasını gerektirir. Yani, yaralama eylemi bir işkence metodu olarak sürekli ve planlı bir şekilde kullanılıyorsa, fiil artık TCK m. 86/3-c kapsamından çıkar ve daha ağır bir suç olan TCK m. 94'teki işkence suçunu oluşturur. Ayrım, eylemin ani mi yoksa süreç içinde mi işlendiğine göre yapılır. (Yargıtay 8. CD 2021/9781 E., 2024/1698 K.) (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/iskence-sucu-cezasi-nedir.html)