Mala zarar verme ve hırsızlık suçları genellikle birlikte işlenir (örneğin, camı kırarak arabadan teyp çalmak). Bu durumda faile hem mala zarar verme hem de hırsızlık suçundan ceza verilir mi? Bu durumu 'bileşik suç' açısından değerlendiriniz.
Bu durumda, failin kastına ve fiillerin niteliğine göre bir değerlendirme yapılır. Eğer mala zarar verme (camı kırma), hırsızlık suçunu işleyebilmek için bir 'araç' olarak kullanılmışsa ve hırsızlık suçunun konusunun değeriyle orantılı, zorunlu bir eylem niteliğindeyse, Yargıtay genellikle bu durumu 'fikri içtima' (TCK m. 44) kapsamında değerlendirerek, faile sadece cezası daha ağır olan hırsızlık suçundan (nitelikli halden) ceza verilmesini yeterli görmektedir. Bu durum, TCK m. 42'deki 'bileşik suç' tanımına tam olarak uymasa da, sonuçları itibarıyla benzer bir mantığa dayanır. Mala zarar verme, hırsızlık suçunun işlenişi içinde erimiş kabul edilir. Ancak, eğer verilen zarar, hırsızlığın gerektirdiğinden çok daha büyükse (örneğin, teybi çalmak için arabayı tamamen yakmak), bu durumda her iki suçtan da (gerçek içtima) ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilebilir (Kıyasen, www.zulkufarslan.av.tr/5237-sayili-tck-suca-tesebbus-ve-istirak/ - Madde 42 ve 44).