FETÖ/PDY'nin 'konvansiyonel/geleneksel olmayan terör örgütü' olarak nitelendirilmesi, TCK m. 30'daki 'hata' hükümlerinin bu örgüt üyeliği yargılamalarında neden daha fazla önem kazanmasına yol açmıştır?
Konvansiyonel terör örgütleri (PKK, IŞİD gibi) genellikle amaçlarını ve kimliklerini açıkça ortaya koyarlar; varlıkları ve illegal faaliyetleri kamuoyu tarafından bilinir. Bu tür bir örgüte dahil olan bir kişinin, 'ben bu örgütün terör örgütü olduğunu bilmiyordum' şeklinde bir hata iddiasında bulunması genellikle inandırıcı bulunmaz. FETÖ/PDY ise, kendini uzun yıllar boyunca legal bir 'eğitim hareketi', 'sivil toplum kuruluşu' veya 'dini cemaat' olarak gizlemiş, toplumun ve devletin birçok kesimini bu yönde ikna etmiştir. Bu 'gizlenme' ve 'takiyye' özelliği, yani örgütün gerçek kimliğini ve nihai amacını saklaması, sıradan bir vatandaşın örgütün terör örgütü niteliği konusunda kolayca hataya düşmesine yol açabilir. Bu nedenle, örgütün bu 'konvansiyonel olmayan' yapısı, TCK m. 30'daki kastı kaldıran hata hükmünün, özellikle örgütün alt tabakalarındaki sanıklar için daha sık ve dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/FETO-PDY-Uyeliginde-Zaman-Mefhumu).