Bir kamu görevlisinin, görevi gereği durdurduğu bir araca, araçtaki şahsın kaçmasını engellemek için kendini aracın önüne atması ve bu sırada yaralanması durumunda, sürücünün eylemi TCK m. 265 (direnme) kapsamında değerlendirilebilir mi?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2006/5382 E., 2006/13684 K. sayılı kararında benzer bir olay ele alınmıştır. Kararda, sanığın kimliğini vermeyip aracıyla kaçmaya çalışması eyleminin, görevliye yönelik bir cebir veya tehdit içermediği sürece 'pasif direnme' niteliğinde olduğu ve 5237 sayılı TCK'da suç olarak düzenlenmediği belirtilmiştir. Görevli memurun, sanığın herhangi bir aktif eylemi (örneğin aracı üzerine sürmesi) bulunmadığı halde, kaçmasını engellemek için kendi inisiyatifiyle aracın önüne atlaması ve bu sırada kendi kusuruyla yaralanması durumunda, sanığın eylemi TCK m. 265 kapsamında bir 'cebir' olarak nitelendirilemez. Burada sanığın kastı görevliye zarar vermek değil, sadece kaçmaktır. Ancak, eğer sanık, görevlinin önünde olduğunu görerek ve onu ezme pahasına aracını üzerine sürerse, eylem kasten yaralamaya teşebbüs ve/veya TCK m. 265'i oluşturabilir. Olayın oluş şekli belirleyicidir (or.av.tr/gorevi-yaptirmamak-icin-direnme-sucu/).