Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının, bir yapının 'terör örgütü' olarak nitelendirilmesinde ve faillerin cezai sorumluluğunun başlangıcının belirlenmesinde hukuki bir 'milat' olarak kabul edilip edilemeyeceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #125271

FETÖ/PDY yargılamalarında, örgütün niteliğine ilişkin MGK kararları (özellikle 30 Ekim 2014 ve 26 Mayıs 2016 tarihli kararlar) önemli birer delil ve dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Bu kararlar, devletin en üst güvenlik kurulunun yapıyı 'paralel devlet yapılanması' ve 'terör örgütü' olarak nitelendirdiğini göstermesi açısından, özellikle kamuoyunun ve alt tabakadaki kişilerin yapının gerçek niteliğini öğrenmeleri için bir 'milat' olarak değerlendirilebilir. Ancak ceza hukukunun şahsiliği ilkesi gereği, MGK kararları tek başına ve herkes için mutlak bir milat olarak kabul edilemez. Bir kişinin cezai sorumluluğu, o kişinin yapının terör örgütü olduğunu 'bildiği' veya 'bilmesi gerektiği' andan itibaren başlar. Örgütün üst düzey yöneticileri veya illegal faaliyetlerine doğrudan katılanlar için bu bilgi daha erken bir tarihte mevcut olabilirken, sadece legal görünümlü faaliyetlere katılan alt tabakadaki bir kişi için MGK kararları veya 15 Temmuz darbe girişimi bir milat olabilir. Bu nedenle, MGK kararları önemli birer emare olmakla birlikte, her sanığın kastı ve hatası somut delillerle ayrı ayrı değerlendirilmelidir (sen.av.tr/tr/makale/FETO-PDY-Uyeliginde-Zaman-Mefhumu).