Arabuluculukta 'iradi olma' ilkesi, dava şartı arabuluculuk kurumu ile nasıl bir çelişki yaratmaktadır? Kanun koyucu bu çelişkiyi nasıl aşmaya çalışmıştır?
Arabuluculuğun temel ilkelerinden biri, tarafların sürece kendi özgür iradeleriyle başvurmasıdır (6325 sayılı Kanun m. 3/1). Ancak iş, ticaret ve tüketici hukuku gibi alanlarda getirilen 'dava şartı arabuluculuk', tarafları dava açmadan önce arabulucuya başvurmaya zorunlu kılarak bu ilke ile ilk bakışta çelişir. Kanun koyucu bu çelişkiyi şu şekilde aşmaya çalışmıştır: Başvuruyu zorunlu kılmakla birlikte, tarafları arabulucu nezdinde 'anlaşmaya zorlayacak' bir düzenleme getirmemiştir. Taraflar, arabuluculuk sürecinde anlaşmak zorunda değildir. Sürecin sonunda anlaşamazlarsa, 'anlaşamama tutanağı' ile birlikte mahkemeye dava açma hakları saklıdır. Dolayısıyla, sürece başvuru zorunlu iken, süreci yürütme ve sonuçlandırma iradidir. Bu yolla, hem arabuluculuğun bir uzlaşı kültürü olarak yaygınlaştırılması hem de tarafların nihai yargı yoluna başvurma hakkının korunması hedeflenmiştir (ayboga.av.tr/arabuluculuk-nedir/).