Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin ceza muhakemesindeki hukuki değeri nedir? Bir şüphelinin aramaya 'rıza' göstermesi, aramanın hukuka aykırılığını ortadan kaldırır mı?
Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesidir. CMK m. 217/2'ye göre, 'yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir'. Bu hükmün tersinden yorumuyla, hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağı kabul edilir (delil yasakları). Dolayısıyla, usulüne uygun bir hakim kararı veya kanunda belirtilen gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı ya da kolluk amiri emri olmaksızın yapılan bir arama sonucu elde edilen deliller 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir ve sanık aleyhine kullanılamaz. Şüphelinin aramaya 'rıza' göstermesi, aramanın hukuka aykırılığını gidermez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında (örn. Yargıtay 8. CD, 2015/8754 E.) ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nden 'ilgilinin rızası' ibaresinin Danıştay kararıyla iptal edilmesiyle, pozitif hukukumuzda 'rızaya dayalı arama' diye bir kurum bulunmadığı, dolayısıyla rızanın hukuka aykırılığı meşrulaştırmadığı kabul edilmektedir (sen.av.tr/tr/makale/arama-elkoyma-muhafaza-altina-alma-ve-musadere).