5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 6/1-f uyarınca, ceza infaz kurumlarının hükümlülerin yaşam haklarını ve beden bütünlüklerini koruma yükümlülüğü, hükümlünün intihar riski taşıması durumunda ne gibi pozitif yükümlülükler getirir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #125225

5275 sayılı Kanun m. 6/1-f, 'Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.' hükmünü amirdir. Bu, devlete sadece negatif bir yükümlülük (zarar vermeme) değil, aynı zamanda pozitif bir yükümlülük (koruma) de yükler. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/16375 E., 2016/829 K. sayılı kararında bu ilke, AİHS m. 2 (yaşam hakkı) ve AİHM içtihatları (örn. Tanrıbilir/Türkiye) ışığında yorumlanmıştır. Karara göre, idarenin bir hükümlünün intihar riski taşıdığını bilmesi veya bilmesi gerektiği hallerde, bu riski önlemek için makul ve gerekli tüm tedbirleri alması zorunludur. Örneğin, psikolojik rahatsızlığı ve kendisine zarar verme eğilimi bilinen bir hükümlünün, gerekli güvenlik önlemleri alınmadan, kendisine zarar verebilecek eşyalardan arındırılmadan tekli bir koğuşa konulması, idarenin bu pozitif yükümlülüğünü ihlal etmesi anlamına gelir ve görevlilerin cezai sorumluluğunu doğurabilir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-6-hapis-cezalarinin-infazinda-gozetilecek-ilkeler.html).