FETÖ/PDY üyeliği suçlamalarında, özellikle örgütün alt tabakalarında yer aldığı iddia edilen kişiler açısından TCK m. 30/1'de düzenlenen 'kastı kaldıran hata' hükmünün uygulanabilirliğini, örgütün 'Cemaat' olarak bilindiği dönemler açısından tartışınız.
FETÖ/PDY üyeliği (TCK m. 314) gibi özel kast gerektiren suçlarda, failin kastının örgütün 'silahlı bir terör örgütü' olduğunu bilmesini de kapsaması gerekir. TCK m. 30/1, 'Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse kasten hareket etmiş olmaz' diyerek kastı kaldıran hatayı düzenler. FETÖ/PDY gibi başlangıçta kendini legal bir 'Cemaat' veya 'Hizmet Hareketi' olarak tanıtan, devlet erkanı tarafından da meşru kabul edilen bir yapıya, dini veya sosyal güdülerle dahil olan alt tabakadaki bir kişinin, bu yapının bir 'silahlı terör örgütü' olduğunu bilmediği ileri sürülebilir. Bu durumda, failin suçun maddi unsurlarından olan 'örgütün niteliği' konusunda esaslı bir hataya düştüğü ve bu nedenle üyelik kastının bulunmadığı savunulabilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi de kararlarında (2015/3 E., 2017/3 K.) bu durumun her sanık için somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Cezai sorumluluğun başlaması için kritik tarihler (örneğin MGK kararları, 15 Temmuz) ve sanığın örgüt içindeki konumu, bu hata değerlendirmesinde önemli rol oynar (sen.av.tr/tr/makale/FETO-PDY-Uyeliginde-Zaman-Mefhumu).