Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1997/450 sayılı kararına göre, 'rücu şartıyla bağışlama' (bağışlananın bağışlayandan önce ölmesi halinde malın geri dönmesi) sözleşmesine dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davası, inşai bir dava mıdır, yoksa eda davası mıdır? Bu nitelemenin Kadastro Mahkemesi'nin görevine etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #125054

Söz konusu Yargıtay HGK kararına göre, rücu şartıyla bağışlama (TBK m. 292, eski BK m. 242) sözleşmesine dayalı olarak, şartın (bağışlananın önce ölmesi) gerçekleşmesi üzerine açılan tapu iptal ve tescil davası, 'inşai (yenilik doğurucu)' bir dava değil, bir 'eda davası'dır. Kararın gerekçesi, şartın gerçekleşmesiyle birlikte bağışlayanın malın iadesini isteme hakkının zaten doğmuş olmasıdır. Dava ile yeni bir hukuki durum yaratılmamakta, mevcut bir hakkın ifası, yerine getirilmesi istenmektedir. Bu nitelemenin Kadastro Mahkemesi'nin görevine etkisi şudur: Kadastro Kanunu m. 25, kadastro mahkemelerinin yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren davalara bakamayacağını düzenler. Dava, inşai bir dava değil de eda davası olarak nitelendirildiği için, bu yasak kapsamına girmez ve davaya bakmaya Kadastro Mahkemesi görevlidir. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-108-insai-dava.html)