Mütemadi (kesintisiz) suç niteliğindeki suç/terör örgütü üyeliği suçlamalarında, suçüstü hali olmadığı halde, sırf 'temadinin yakalanma ile kesileceği' gerekçesiyle CMK m. 90 ve 91 uyarınca yakalama ve gözaltı kararı verilmesi hukuken tartışmalı mıdır? Bu konudaki zıt görüşleri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #124982

Bu konu hukuken oldukça tartışmalıdır. Bir görüşe göre, mütemadi bir suç olan örgüt üyeliğinde suç, fail yakalanana kadar işlenmeye devam ettiğinden, yakalanma anı aynı zamanda 'suçüstü' anıdır. Bu nedenle, ortada örgüt faaliyeti kapsamında işlenen somut bir amaç suç olmasa bile, sırf örgüt üyeliği suçlamasıyla CMK m. 90 (suçüstü yakalaması) ve devamında m. 91 (gözaltı) hükümlerinin uygulanması mümkündür. Uygulamada bu görüş benimsenmektedir. Karşı görüşe göre ise, bu yaklaşım kanunun lafzı ve ruhu ile bağdaşmaz. CMK m. 90/1, suçüstü halini 'kişiye suç işlerken rastlanması' veya 'suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığı' gibi somut eylemlere bağlamıştır. Sırf soyut bir üyelik isnadı ve 'temadi' kavramından hareketle suçüstü halinin varlığını kabul etmek, kanundaki şartları zorlama anlamına gelir. Bu görüşe göre, ortada örgütün işlediği somut bir amaç suça ilişkin suçüstü hali yoksa, şüpheli hakkında CMK m. 98 uyarınca 'yakalama emri' çıkarılması ve m. 94'e göre işlem yapılması gerekir. Salt temadiye dayanarak m.90 ve 91'in uygulanması, kişi hürriyetine yönelik keyfi müdahalelere yol açabilir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/gozalti)