Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nden 'ilgilinin rızası' ibaresinin Danıştay tarafından iptal edilmesinin ardından, 'muvafakatle arama'nın hukuki geçerliliği konusunda Yargıtay'ın pozisyonu nedir?
Yargıtay, Danıştay'ın Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8. maddesindeki 'ilgilinin rızası' ibaresini iptal eden 13.03.2007 tarihli kararını temel alarak, pozitif hukukumuzda 'muvafakatle arama' kurumunun yasal bir dayanağı olmadığı yönünde istikrarlı bir içtihat geliştirmiştir (Örn: Yargıtay 8. CD, 2015/8754 E., 2016/2351 K.). Yargıtay'a göre, arama, Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere (özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı) ağır bir müdahale teşkil ettiğinden, ancak kanunda açıkça öngörülen usullere göre (hakim kararı, gecikmesinde sakınca olan hallerde savcı veya kolluk amiri emri) yapılabilir. Kişinin rızası, hukuka aykırı olarak yapılan bir aramayı hukuka uygun hale getirmez. Dolayısıyla, usulüne uygun bir arama kararı veya emri olmaksızın, sadece şüphelinin veya konut sakininin rızasına dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır ve bu arama sonucu elde edilen deliller de 'hukuka aykırı delil' niteliğinde olup hükme esas alınamaz (CMK m. 217/2). (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/arama-elkoyma-muhafaza-altina-alma-ve-musadere)