5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 6/f uyarınca devletin hükümlülerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, Yargıtay kararları ışığında, hükümlünün intiharı olaylarında nasıl bir sorumluluk doğurmaktadır?
İnfaz Kanunu m. 6/f, 'Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.' hükmünü amirdir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/16375 E., 2016/829 K. sayılı kararında bu ilke, AİHS m. 2 (yaşam hakkı) ile birlikte yorumlanmıştır. Karara göre, devletin bu pozitif yükümlülüğü, hükümlü veya tutukluyu intihara karşı korumayı da kapsar. Eğer cezaevi idaresi, bir hükümlünün intihar riski taşıdığını (örneğin daha önceki intihar teşebbüsleri, psikolojik rahatsızlıkları, uzman raporları nedeniyle) biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, buna rağmen makul ve gerekli tedbirleri almazsa (örneğin, tekli ve eşyalardan arındırılmamış bir koğuşa koymak, sürekli gözetim altında tutmamak gibi), hükümlünün intiharı neticesinde idare görevlilerinin TCK m. 83 (kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi) veya TCK m. 85 (taksirle ölüme neden olma) kapsamında cezai sorumluluğu doğabilir. İdarenin bu konudaki ihmali, görevi kötüye kullanma suçunu da oluşturabilir. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-6-hapis-cezalarinin-infazinda-gozetilecek-ilkeler.html)