FETÖ/PDY'nin 'silahlı terör örgütü' olarak nitelendirilmesinde MGK kararlarının (örneğin 30 Ekim 2014, 26 Mayıs 2016) ve yargı kararlarının rolü, faillerin suç işleme kastının (manevi unsurun) belirlenmesinde nasıl bir kriter olarak kullanılmalıdır?
MGK tavsiye kararları ve Yargıtay'ın FETÖ/PDY'yi silahlı terör örgütü olarak kabul eden içtihatları (örn. Yargıtay 16. CD, 24.04.2017 tarihli kararı), örgütün devlet nezdinde ve hukuken niteliğinin değiştiği veya alenileştiği tarihleri göstermesi açısından önemlidir. Bu tarihler, faillerin suç işleme kastının (manevi unsur) tespiti için bir 'milat' veya 'kriter' olarak kullanılabilir. Özellikle bu tarihlerden sonra örgütsel faaliyetlerine devam eden bir kişinin, artık 'örgütün niteliğini bilmiyordum, hataya düştüm' (TCK m. 30/1) savunmasının zayıfladığı kabul edilebilir. Ancak bu tarihler mutlak bir başlangıç olarak ele alınmamalıdır. 'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi gereği, bir failin örgütün gerçek amacını ve niteliğini bu tarihlerden önce de bildiği somut delillerle (örneğin örgütün mahrem yapılanmasında yer alması, kumpas davalarında rol alması gibi) ispatlanabilir. Tersine, örgütün alt tabakalarındaki bir kişinin bu tarihlerden sonra dahi kandırılmaya devam ettiği veya durumu idrak edemediği de somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu tarihler, kastın varlığı veya yokluğuna ilişkin bir karine oluşturmakla birlikte, her sanığın durumu kendi özelinde değerlendirilmelidir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/FETO-PDY-Uyeliginde-Zaman-Mefhumu)