Tam yargı davası açma süresinin hesabında, idari eylemler ile idari işlemler arasında neden farklı bir usul öngörülmüştür? Bu ayrımın mantığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #124262

Bu ayrımın mantığı, eylem ile işlemin hukuki niteliğindeki ve ilgilinin durumdan haberdar olma şeklindeki farklılıktan kaynaklanır. - İdari İşlemler: Bunlar, idarenin tek taraflı irade açıklamasıyla hukuki sonuç doğuran, genellikle yazılı ve tebliğ edilen tasarruflardır (örneğin, bir atama kararı, bir yıkım kararı). İlgili, bu işlemden tebliğ ile haberdar olur ve işlemin içeriğini, hukuka aykırılığını ve dava açma süresini net bir şekilde bilir. Bu nedenle, tebliğden itibaren doğrudan dava açması (İYUK m. 7) beklenir. - İdari Eylemler: Bunlar, idarenin bir işlem tesis etmeden, fiili davranışlarıyla (veya hareketsiz kalmasıyla) ortaya çıkan durumlardır (örneğin, bir kazı çalışması, bir müdahale, bir hizmetin görülmemesi). İdari eylemlerde, zararın ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı, hangi idari birimin sorumlu olduğu ve eylemin hukuka aykırılığı her zaman net olmayabilir. Bu belirsizliği gidermek ve dava öncesi uzlaşma imkanı tanımak için, İYUK m. 13'te önce idareye başvurarak talebini iletme ve idarenin cevabına göre dava açma şeklinde iki aşamalı bir usul öngörülmüştür. Bu, vatandaşı koruyan ve gereksiz davaları önleyen bir mekanizmadır.