Bir avukatın, temsil ettiği şüphelinin menfaatlerini korumak amacıyla, soruşturma dosyası hakkında basına veya kamuoyuna açıklama yapması, ifade hürriyeti kapsamında mıdır? Bu hürriyetin sınırları, 'soruşturmanın gizliliği' (CMK m. 157) ilkesi karşısında nasıl belirlenir?
Avukatın bu tür açıklamaları, hem kendi ifade hürriyeti hem de 'savunma hakkı' kapsamında değerlendirilmelidir. Ancak bu hak mutlak değildir ve 'soruşturmanın gizliliği' ilkesiyle dengelenmelidir. Bu dengenin kurulmasında şu kriterler gözetilir: 1. Açıklamanın Amacı: Eğer açıklama, soruşturmayı etkilemek, delilleri karartmak veya kamuoyunu yanlış yönlendirmek amacıyla değil de, müvekkilinin maruz kaldığı bir haksızlığı (örneğin, suçsuzluk karinesinin ihlali) kamuoyuna duyurmak, soruşturmadaki bir yanlışı düzeltmek veya kamuoyu baskısıyla adil bir süreç işletilmesini sağlamak gibi meşru bir savunma amacıyla yapılıyorsa, ifade hürriyeti kapsamında korunma olasılığı daha yüksektir. 2. Açıklamanın İçeriği: Açıklama, soruşturmanın gizliliğini ihlal edecek, henüz toplanmamış delilleri tehlikeye atacak, tanıkları etkileyecek veya diğer şüphelilerin/mağdurların haklarını zedeleyecek nitelikte somut bilgiler içermemelidir. Genel nitelikte, hukuki değerlendirmeler içeren ve soruşturmanın selametiyle çatışmayan açıklamalar daha meşrudur. 3. Ölçülülük: Yapılan açıklama, ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı olmalıdır. Sonuç olarak, avukatın açıklamaları, soruşturmanın gizliliğini ve adaletin tecellisini tehlikeye atmadığı sürece, savunma hakkının bir parçası ve ifade hürriyeti olarak kabul edilebilir. Ancak gizli kalması gereken bilgilerin ifşası, hem disiplin hem de ceza sorumluluğu (TCK m. 285) doğurabilir.