Bir soruşturmada 'gizlilik kararı' varken, avukatın CMK m. 149/3'teki 'hukuki yardımda bulunma' görevi ile CMK m. 169'daki 'soruşturmanın yazılılığı' ilkesi nasıl bir çatışma yaratabilir? Metindeki eleştiriler ışığında bu durumu değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #124204

CMK m. 169'a göre soruşturma işlemleri tutanağa bağlanır ve kural olarak yazılı yürür. Avukatın 'dilekçe yazın' denilerek geri çevrilmesi bu ilkeye dayandırılmaktadır. Ancak gizlilik kararı nedeniyle avukatın dosya içeriğine ve delillere ulaşamadığı bir durumda, ne hakkında dilekçe yazacağını bilememesi gibi bir paradoks ortaya çıkar. Bu durum, avukatın CMK m. 149/3'teki hukuki yardım görevini fiilen imkansız hale getirir. Avukat, somut bilgiye sahip olmadan müvekkilinin lehine nasıl delil toplanmasını isteyebilir veya tutuklama talebine nasıl etkin bir şekilde itiraz edebilir? Metinde eleştirildiği gibi, 'yazılılık' ilkesi, gizlilik kararı olan durumlarda avukatın savcıyla görüşerek en azından isnadın niteliği ve soruşturmanın genel yönü hakkında bilgi almasını engellemek için bir 'bariyer' olarak kullanılmamalıdır. Bu iki ilke arasında, savunma hakkını ve adil yargılanmayı esas alan bir denge kurulmalı ve avukatın meramını anlatma imkanı ortadan kaldırılmamalıdır.