TCK m. 216/1'de düzenlenen 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçu ile ifade hürriyeti arasındaki denge nasıl kurulmalıdır? Bir ifadenin bu suçu oluşturması için soyut bir tehlike yeterli midir, yoksa somut bir tehlike mi aranmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #124199

Bu denge, Anayasa m. 26'daki ifade hürriyeti ile Anayasa m. 13'teki sınırlama sebepleri (kamu düzeni vb.) ve 'demokratik toplum düzeninin gerekleri' ile 'ölçülülük' ilkeleri çerçevesinde kurulmalıdır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir ifadenin TCK m. 216/1'deki suçu oluşturabilmesi için sadece belirli bir grup hakkında olumsuz veya aşağılayıcı ifadeler içermesi yeterli değildir. İfadenin, 'kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike' yaratması gerekir. Bu, 'somut tehlike' kriteridir. Yani ifadenin, toplumda şiddet, çatışma veya ciddi bir gerilim yaratma potansiyelinin somut, açık ve yakın olması gerekir. Soyut bir tehlike, yani gelecekte bir gün tehlike yaratabileceği ihtimali, ifade hürriyetini kısıtlamak için yeterli değildir. Aksi takdirde, rahatsız edici veya aykırı bulunan her türlü eleştiri bu suç kapsamına alınabilir ki bu, ifade hürriyetini özünden zedeler.