5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca vatandaşlık kazanma, idarenin takdirine bağlı bir işlemdir. Bu takdir yetkisinin, 'hukuk devleti' ilkesi (Anayasa m. 2) çerçevesindeki sınırlarını, 'keyfilik yasağı' açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #124196

İdareye tanınan takdir yetkisi, sınırsız bir serbesti alanı anlamına gelmez. 'Hukuk devleti' ilkesi, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin hukukla bağlı olmasını ve yargısal denetime tabi olmasını gerektirir. Bu ilkenin bir sonucu olan 'keyfilik yasağı', idarenin takdir yetkisini kullanırken objektif, makul, somut ve denetlenebilir gerekçelere dayanmasını zorunlu kılar. Vatandaşlık talebinin reddi kararında idare, takdir yetkisini kullanırken; 1) Kamu yararı ve hizmetin gerekleri dışındaki (siyasi, kişisel vb.) sübjektif nedenlerle hareket edemez. 2) Benzer durumda olan kişilere farklı muamele yaparak 'eşitlik' ilkesini (Anayasa m. 10) ihlal edemez. 3) Kararını, 'iyi ahlak sahibi olmamak' gibi soyut bir gerekçeye dayandırıyorsa, bu soyut kavramı somut olgularla ve yeterli bir gerekçeyle desteklemelidir (AYM, 2018/31431 B.N.). 4) Verdiği karar, 'ölçülülük' ilkesine uygun olmalıdır. Bu sınırlara uyulmadan verilen bir ret kararı, takdir yetkisinin keyfi kullanılması anlamına gelir ve idari yargıda iptale tabidir.