Bir adi ortaklıkta, ortaklardan birinin ortaklığa olan borcunu yerine getirmemesi (örneğin, sermaye koyma borcunu ifa etmemesi), diğer ortaklara bu borcun ifası için dava açma hakkı verir mi? Yoksa tek seçenek ortaklığın feshini istemek midir?
Adi ortaklık, karşılıklı borçları kapsayan bir sözleşme (sinallagmatik akit) olarak kabul edilmez. Ortakların borçları, birbirlerinin karşılığı değil, ortak bir amaca yöneliktir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 4/26, K. 96 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür sözleşmelerde bir tarafın borcunu ifa etmemesi, diğer tarafa ifadan kaçınma veya ifaya zorlama (aynen ifa davası) hakkı vermez. Bu durum, diğer ortağa/ortaklara sadece haklı sebeple ortaklığın feshini isteme yetkisi verir (TBK m. 639/7). Dolayısıyla, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen bir ortağa karşı, diğer ortaklar 'sermayeyi koy' şeklinde bir alacak davası açamazlar; ancak bu durumu haklı bir fesih sebebi olarak ileri sürerek mahkemeden ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep edebilirler.