Velayetin kaldırılması davasında, TMK m. 348'deki koşullar oluşmasa bile, anne ve babanın ayrı yaşaması ve çocuğun fiilen üçüncü bir kişinin (örneğin dedenin) yanında kalması, tek başına velayetin kaldırılması için yeterli bir sebep midir?
Hayır, tek başına yeterli bir sebep değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1587, K. 2018/1147 sayılı kararında da bu durum örtülü olarak vurgulanmıştır. Velayetin kaldırılması, son derece ağır sonuçları olan istisnai bir yoldur ve ancak TMK m. 348'de sayılan (ebeveynin deneyimsizliği, hastalığı, ilgisizliği, yükümlülüklerini ağır ihmali vb.) ve çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulabilir. Anne ve babanın, özellikle mesleki zorunluluklar (karardaki astsubay baba örneği gibi) veya geçici durumlar nedeniyle çocuğu güvenilir bir üçüncü kişinin (dede, anneanne vb.) yanına bırakması, tek başına velayet görevinin ihmal edildiği veya savsaklandığı anlamına gelmez. Bu durumda, ebeveynin çocukla olan bağını sürdürüp sürdürmediği, maddi ve manevi desteğini devam ettirip ettirmediği ve çocuğu yanına almak için makul bir çaba gösterip göstermediği gibi unsurlar değerlendirilmelidir. Çocuğun fiilen üçüncü bir kişinin yanında kalması, velayetin kaldırılması için değil, ancak çocuğun menfaati gerektiriyorsa TMK m. 347 uyarınca 'çocuğun bir kuruma veya aile yanına yerleştirilmesi' gibi daha hafif bir koruma önleminin alınmasını gerektirebilir.