Velayetin kaldırılması davasında, çocuğun menfaatlerinin korunması amacıyla TMK m. 426/2 uyarınca 'temsil kayyımı' atanması, hangi temel hukuk ilkesinin bir gereğidir? Bu ilkenin velayet davalarındaki yansımasını açıklayınız.
Temsil kayyımı atanması, 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin bir gereğidir. Bu ilke, çocukları ilgilendiren tüm hukuki süreçlerde, kararlar alınırken öncelikli olarak çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişiminin gözetilmesi gerektiğini ifade eder. Velayetin kaldırılması davasında, davalı ebeveynin hukuki menfaati (velayeti sürdürmek) ile çocuğun menfaati (güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyümek) çatışabilir. Yasal temsilcisi olan ebeveyn, bu davada aynı zamanda kendi savunmasını yapacağından, çocuğun menfaatlerini objektif bir şekilde temsil edemeyebilir. İşte bu menfaat çatışmasını gidermek ve çocuğun davadaki haklarının bağımsız bir kişi tarafından korunmasını sağlamak için, 'çocuğun üstün yararı' ilkesi gereği bir temsil kayyımı atanır. Bu, çocuğun yargılamanın nesnesi değil, öznesi olduğunun ve kendi haklarına sahip bir birey olarak kabul edildiğinin bir yansımasıdır.