5237 sayılı TCK m. 6/3-d'de avukatların 'yargı görevi yapan' kişiler arasında sayılmasının, avukatlık mesleğinin icrası ve adliyelerdeki uygulamalar açısından pratik sonuçları neler olmalıdır? Metinde bu konuda dile getirilen eleştirileri açıklayınız.
Avukatların TCK m. 6/3-d'de hakim ve savcılarla birlikte 'yargı görevi yapan' olarak tanımlanması, avukatlığın adalet mekanizmasının kurucu bir unsuru olduğunu ve savunmanın yargının sacayaklarından biri olduğunu vurgular. Bu tanımın pratik sonucu, avukatlara mesleklerini icra ederken hakim ve savcılarla eşit bir statü ve saygı gösterilmesi, adliyelerde fiziki ve idari engellerle karşılaşmamaları ve adalete erişimdeki rollerinin engellenmemesi olmalıdır. Ancak metinde eleştirildiği gibi, bu yasal tanıma rağmen uygulamada avukatların adliyelerin belirli kısımlarına (otopark, yemekhane, koridorlar) alınmaması, savcılarla görüşmelerinin engellenmesi ('dilekçe yazın' denilerek geri çevrilmesi), duruşma salonu düzeninde ikincil bir konuma yerleştirilmeleri gibi ayrımcı ve ötekileştirici muamelelerle karşılaştıkları belirtilmektedir. Bu durum, kanunun ruhuna ve avukatlığın yargı görevi niteliğine aykırı bir çelişki oluşturmaktadır.