5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesindeki 'iyi ahlak sahibi olmak' şartının Anayasa Mahkemesi tarafından (2018/31431 başvuru) 'özel hayata saygı hakkı' (Anayasa m. 20) bağlamında incelenmesini açıklayınız. Mahkeme, idarenin bu şartı değerlendirirken hangi ilkelere uyması gerektiğini vurgulamıştır?
Anayasa Mahkemesi, ilgili kararında, bir yabancının evli bir kişiyle uzun süreli birliktelik yaşamasının 'iyi ahlak sahibi olmamak' şeklinde yorumlanarak vatandaşlık talebinin reddedilmesini, özel hayata saygı hakkına (Anayasa m. 20) bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Mahkemeye göre 'iyi ahlak sahibi olmak' kriteri soyut bir kavramdır ve idarenin bu konuda geniş bir takdir yetkisi olsa da bu yetki sınırsız değildir. İdare, bu değerlendirmeyi yaparken; 1) Kararını somut verilere dayandırmalıdır. 2) Başvurucunun yasal olarak ülkede kaldığı süre boyunca kamu düzenini bozan başka bir faaliyetinin olup olmadığını bütüncül bir şekilde değerlendirmelidir. 3) Kişinin özel yaşam tercihleri nedeniyle yapılan müdahalenin, kamu menfaati ile bireyin menfaati arasında adil bir denge kurup kurmadığını ve 'demokratik toplum düzeninin gereklerine' uygun olup olmadığını 'ilgili ve yeterli' bir gerekçeyle ortaya koymalıdır. Salt özel hayat ilişkisine dayanarak ve soyut gerekçelerle verilen red kararı, bu dengeyi kuramadığı için özel hayata saygı hakkını ihlal eder.