CMK m. 299/1'de yapılan değişiklikle Yargıtay'ın 10 yıl ve üzeri hapis cezalarına ilişkin temyiz incelemelerinde duruşma açma zorunluluğunun kaldırılarak takdire bırakılması, adil/dürüst yargılanma hakkı açısından nasıl bir tartışma yaratmaktadır? Bu takdir yetkisinin kullanımında bir sınırlama var mıdır?
CMK m. 299/1'deki değişiklik, Yargıtay'a 10 yıl veya daha fazla hapis cezası içeren hükümlerde duruşma açma konusunda takdir yetkisi tanımıştır. Bu durum, özellikle ağır cezalarla karşı karşıya olan sanıkların ve katılanların, iddia ve savunmalarını sözlü olarak dile getirme imkanını ortadan kaldırabilmesi nedeniyle adil/dürüst yargılanma hakkı (Anayasa m. 36, İHAS m. 6) kapsamında eleştirilmektedir. Sağlanan metinde de belirtildiği gibi, Yargıtay ceza dairelerinin 'takdiren duruşma talebinin reddine' gibi matbu gerekçelerle talepleri reddetmesi, bu takdir yetkisinin keyfi kullanıldığı eleştirisine yol açmaktadır. Takdir yetkisi sınırsız değildir; idari işlemlerde olduğu gibi yargısal kararlarda da takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun, somut ve denetlenebilir gerekçelerle kullanılmalıdır. Dolayısıyla, duruşma talebinin reddi kararının, dosyanın niteliği gibi somut gerekçelere dayandırılması, 'gerekçeli karar hakkı' ve 'hukuk devleti' ilkesi açısından bir zorunluluktur.