Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/1315 K. sayılı kararı ışığında, adi ortaklığın tasfiyesi sürecinde izlenmesi gereken üç aşamalı yöntemi detaylı olarak açıklayınız. Mahkemenin, tarafların tasfiye memuru konusunda anlaşamaması durumunda izleyeceği yol nedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2018/16, K. 2018/1315 sayılı kararında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 642. ve devamı maddelerine göre adi ortaklığın tasfiyesinin üç aşamada gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Birinci aşamada, ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle tüm malvarlığı (aktif ve pasifi) belirlenir, yönetici ortaktan hesap istenir ve bir bilanço düzenlenerek taraflara tebliğ edilir. İkinci aşamada, ortaklığın malvarlığı satılarak nakde çevrilir. Üçüncü ve son aşamada ise, elde edilen değerden öncelikle ortaklık borçları, ortakların verdiği avanslar, yaptığı giderler ve katılım payları geri verilir; artan bir meblağ varsa kazanç olarak, yetmezse zarar olarak ortaklara paylaştırılır ve son bilanço düzenlenir. Tarafların tasfiye memuru belirleyememesi halinde, TBK m. 644/3 uyarınca, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir. Bu durumda mahkeme, konunun uzmanı bir veya üç kişiyi tasfiye memuru olarak resen atamalıdır.