Adi ortaklığın tasfiyesi sürecinde, ortakların oybirliğiyle veya sözleşmeyle bir tasfiye memuru belirlemesi, mahkemenin bu sürece müdahale etme yetkisini tamamen ortadan kaldırır mı?
Hayır, tamamen ortadan kaldırmaz. Ortakların kendi iradeleriyle bir tasfiye memuru belirlemesi, tasfiyenin yürütülüş şekli açısından öncelikli ve esastır (TBK m. 644). Ancak bu durum, mahkemenin denetim ve müdahale yetkisini tamamen ortadan kaldırmaz. Mahkeme, aşağıdaki gibi durumlarda sürece müdahale edebilir: 1. **Tasfiye Memurunun Görevini İhmal Etmesi veya Kötüye Kullanması:** Atanan tasfiye memuru, görevini gereği gibi yapmaz, tasfiyeyi makul bir sürede tamamlamaz veya taraflardan birinin lehine, diğerinin aleyhine hareket ederse, zarar gören ortak mahkemeye başvurarak memurun görevden alınmasını ve yerine yeni bir memur (gerekirse mahkeme tarafından) atanmasını talep edebilir. 2. **Tasfiye Usulü veya Sonucuna İlişkin Uyuşmazlıklar:** TBK m. 644/son fıkrası, 'Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.' hükmünü amirdir. Yani, tasfiye memurunun yaptığı işlemler (örneğin, bir malın satış şekli, bir alacağın tahsili) veya hazırladığı sonuç bilançosu hakkında ortaklar arasında bir uyuşmazlık çıkarsa, bu uyuşmazlığı çözme yetkisi yine mahkemededir. Dolayısıyla, tasfiye memurunun ortaklarca belirlenmesi, tasfiyenin yürütülmesini onlara bırakır, ancak sürecin hukuka uygunluğunun nihai denetimi ve ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümü yine mahkemenin yetkisindedir. (Bkz: YHGK E. 2018/16, K. 2018/1315)