Anlaşmalı boşanma protokolünün muvazaalı (danışıklı) olduğu iddiası, boşanmanın tarafları tarafından ileri sürülebilir mi, yoksa bu iddiayı kimler ileri sürebilir?
Kural olarak, muvazaa iddiası, işlemin tarafları arasında geçerli değildir. Yani, anlaşmalı boşanma protokolünü danışıklı olarak düzenleyen eşler, sonradan birbirlerine karşı 'bu protokol muvazaalıydı, geçersizdir' diyemezler. Çünkü hiç kimse kendi hilesine veya danışıklı işlemine dayanarak bir hak iddia edemez (dürüstlük kuralı). Muvazaa iddiasını, bu danışıklı işlemden **zarar gören üçüncü kişiler** ileri sürebilir. En tipik örneği, eşlerden birinin, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla, boşanma protokolüyle tüm malvarlığını diğer eşe devretmesidir. Bu durumda, alacaklı olan üçüncü kişi, bu devrin kendisinden mal kaçırmak için muvazaalı olarak yapıldığını iddia ederek, HMK m. 376'ya dayanarak kesinleşmiş boşanma hükmünün ilgili (mal devrine ilişkin) kısmının iptali için 'yargılamanın iadesi' davası açabilir. Bu dava sonucunda, muvazaalı olduğu tespit edilen tasarrufun kendisi açısından geçersiz sayılmasını ve alacağını o malvarlığı üzerinden tahsil etmeyi talep edebilir. (Bkz: oner.av.tr/anlasmali-bosanma-protokolu/)