6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinin, bir adi ortaklığın tasfiyesi davasında nihai hükmün oluşturulması açısından önemi nedir?
HMK m. 297, bir mahkeme hükmünün içeriğinde nelerin bulunması gerektiğini (hükmün unsurlarını) düzenler. Bu madde, özellikle hüküm sonucunun (netice-i talep), taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, 'şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açık olması' gerektiğini belirtir. Bir adi ortaklığın tasfiyesi davası, karmaşık hesaplamalar ve malvarlığı paylaşımları içeren bir davadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/16 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, tasfiye memurunun hazırladığı sonuç bilançosuna göre hâkim, nihai hükmünü oluştururken HMK m. 297'ye uymak zorundadır. Bu, hâkimin kararında; - Her bir ortağın diğerinden veya ortaklıktan olan net alacağının veya borcunun ne kadar olduğunu, - Hangi malın kime verileceğini veya satış bedelinden kime ne kadar pay düşeceğini, - Ödenecek faizin türünü ve başlangıç tarihini, sayısal ve net bir şekilde, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde göstermesi gerektiği anlamına gelir. Sadece 'bilirkişi raporuna göre tasfiyeye' gibi genel bir ifade, infazda kabiliyeti olmayan, HMK m. 297'ye aykırı bir hüküm olur ve bu durum Yargıtay tarafından bir bozma nedeni sayılır. Hüküm, kendi kendine yeten ve icra edilebilir olmalıdır.