Anlaşmalı boşanma protokolünün mahkemece onaylanıp kararın kesinleşmesinden sonra, bu protokolün icraya konulabilmesi için, protokoldeki maddelerin 'hüküm tutanağına (kısa karar)' veya gerekçeli karara yazılmış olması neden önemlidir?
Bu durum, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) uygulanması açısından hayati bir öneme sahiptir. Bir mahkeme kararının icra daireleri tarafından doğrudan uygulanabilmesi için, o kararın 'ilam' niteliğinde olması ve icra edilecek yükümlülüğü açık, net ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde içermesi gerekir. Eğer protokoldeki maddeler (örneğin, 'davalı, davacıya 100.000 TL manevi tazminat ödeyecektir' gibi) mahkemenin hüküm fıkrasına (kısa karara ve buna uygun olarak gerekçeli karara) aynen yazılmışsa, bu karar artık kendiliğinden bir 'ilam' niteliği taşır. Alacaklı, bu ilamı icra dairesine vererek 'ilamlı icra' takibi başlatabilir ve borcunu cebri icra yoluyla tahsil edebilir. Ancak, eğer mahkeme hüküm fıkrasında sadece 'taraflar arasında sunulan protokolün onaylanmasına' şeklinde genel bir atıf yapmakla yetinmiş ve protokoldeki maddeleri karara tek tek yazmamışsa, bu durum infazda ciddi sorunlar yaratır. Çünkü protokolün kendisi tek başına bir ilam değildir. İcra dairesi, sadece protokole bakarak bir takip başlatmakta tereddüt edebilir. Yargıtay kararlarında ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün görüşünde de belirtildiği gibi, bu tür atıfla yetinilen kararların doğrudan icrası mümkün olmayabilir ve alacaklının, hakkını alabilmek için 'eda davası' gibi yeni bir dava açması gerekebilir. Bu nedenle, protokoldeki tüm icra edilebilir hükümlerin, kararın hüküm fıkrasına açıkça yazılması, ilerideki icra işlemlerinin sorunsuz yürütülmesi için kritik öneme sahiptir. (Bkz: oner.av.tr/anlasmali-bosanma-protokolu/)