5237 sayılı TCK m. 220/2 uyarınca örgüt üyeliği suçu mütemadi bir suç olmasına rağmen, Yargıtay'ın bazı kararlarında şüphelinin yakalandığı yer yerine, örgütsel faaliyetlerinin yoğun olarak gerçekleştiği iddia edilen yerin yetkili kabul edilmesinin arkasındaki olası mantık ne olabilir?
Yargıtay'ın CMK m. 12/2'nin açık lafzından ayrılarak bu yönde karar vermesinin arkasındaki olası mantık, 'usul ekonomisi' ve 'delillerin toplanmasındaki kolaylık' olabilir. Yargıtay, bu kararlarında muhtemelen şu gerekçeleri gözetmektedir: - **Delillerin Toplandığı Yer:** Örgütsel faaliyetlerin yoğun olarak yürütüldüğü yer, genellikle suçla ilgili delillerin (tanıklar, belgeler, diğer örgüt üyeleri, iletişim kayıtları vb.) büyük bir kısmının bulunduğu yerdir. Yargılamanın bu yerde yapılması, delillerin mahkemeye getirilmesini ve değerlendirilmesini kolaylaştırır. - **Ana Dava ile Birleştirme Potansiyeli:** Genellikle örgütün merkezi veya ana faaliyet alanı, ana örgüt davasının görüldüğü yerdir. Üyenin davasının da bu yerde görülmesi, ileride davaların 'bağlantı' (koneksite) nedeniyle birleştirilmesini kolaylaştırır ve çelişkili kararların önüne geçilmesini sağlar. - **Yargılamanın Sağlıklı Yürütülmesi:** Suçun işlendiği yer ve delillerle hiçbir ilgisi olmayan, sadece sanığın tesadüfen yakalandığı bir yerde (örneğin, bir tatil beldesinde) yargılama yapmanın, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi açısından pratik zorluklar yaratacağı düşünülmektedir. Ancak, 'Örgüt Üyeliği Suçunda Yetkili Mahkeme' başlıklı makalede de eleştirildiği gibi, bu pratik gerekçeler, kanunun açık ve emredici hükmünü (CMK m. 12/2) ortadan kaldırmamalıdır. Doğru olan, kanuna uymak ve gerekirse bağlantı kurumuyla dosyaları birleştirmektir.