5237 sayılı TCK m. 63 uyarınca yapılacak mahsup işleminde, başka bir suçtan dolayı gözaltında veya tutuklulukta geçen sürelerin mahsubuna karar verilirken, bu sürelerin hangi mahkemenin kararıyla belirlendiği önem taşır mı? Uyarlama yargılaması yapan bir mahkeme, başka bir mahkemenin dosyasındaki mahsup kararını dikkate alarak mahsup talebini reddedebilir mi?
Hayır, reddedemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/689 K. sayılı kararında bu durum tartışılmıştır. Mahsup edilecek süreler, kişinin fiilen özgürlüğünden yoksun kaldığı sürelerdir ve hangi mahkemenin kararıyla bu sürenin geçirildiği, mahsup hakkının özü açısından bir önem taşımaz. Bir mahkeme, kendi dosyasında TCK m. 63'ü uygularken, hükümlünün başka bir dosyadan dolayı zaten mahsup hakkı olduğunu ve o dosyada bu hakkın kullanıldığını veya kullanılacağını varsayarak, kendi dosyasında 'mahsuba yer olmadığına' karar veremez. Çünkü: 1. **Gelecekteki Belirsizlik:** Diğer dosyadan verilen mahsup kararının veya infazın, ileride hukuki bir nedenle (örneğin, o hükmün bozulması) geçersiz hale gelme ihtimali vardır. Bu durumda, bu dosyada verilen 'mahsuba yer olmadığı' kararı, hükümlü için telafisi zor bir hak kaybına yol açar. 2. **Mahsup Hakkının Bütünlüğü:** Hükümlünün, farklı suçlardan dolayı geçirdiği tüm özgürlük kısıtlaması süreleri, onun toplam mahsup hakkını oluşturur. Her mahkeme, kendi verdiği ceza açısından bu hakkın varlığını tespit etmek ve infazda gözetilmesi gerektiğini belirtmekle yükümlüdür. İnfazdan sorumlu Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün tüm dosyalarını birleştirerek, hangi sürenin hangi cezadan mahsup edileceğini ve mükerrer mahsup yapılmamasını denetleyecektir. Mahkemenin, infaz makamının yerine geçerek bu hesabı yapıp mahsup hakkını peşinen reddetmesi usule aykırıdır.